“Avrupa Birliği çok ciddi liderlik sorunu yaşıyor”

“Avrupa Birliği çok ciddi liderlik sorunu yaşıyor”
“Avrupa Birliği çok ciddi  liderlik sorunu yaşıyor”

Kanal 7 İskele Sancak programında bu hafta, AK Parti Çorum Milletvekili Salim Uslu, Van Milletvekili Burhan Kayatürk, CHP İstanbul eski Milletvekili Süleyman Çelebi, Gazeteci ve CHP İstanbul Milletvekili adayı Necdet Saraç konuk oldu. Avrupa Birliği İlerleme Raporu ve seçim sonuçlarının değerlendirildiği programda, Paris’te meydana gelen terör eylemi nedeniyle canlı yayının akışı değiştirdi ve program "İfade Özgürlüğü ve Terör" odaklı oldu.
İskele Sancak Programında Avrupa Birliği İlerleme Raporunu değerlendiren Çorum Milletvekili Salim Uslu, "Avrupa Birliği 1998’den bugüne 18. İlerleme Raporunu hazırladı. AB İlerleme raporları Türkiye'ye istikamet vermekten öte Türkiye'yi eleştirmeye, üyeliğini ertelemeye, ötelemeye yöneliktir. Nitekim hiçbir raporun bir diğeri ile tutarlı olmadığı görülmektedir. İfade özgürlüğü ve özgürlüklerin ilerlemesi konusunda Ak Parti döneminde çok ciddi adımlar atılmıştır. Kıyafet serbestliği bunlardan bir tanesidir. Bugün bazı gazetelerde yer alan eleştire, sosyal medyadaki eleştirel söylemlere bakarsanız bunlar normalde ileri demokratik ortamlarda ancak mümkün olabilen bir kısım eleştirilerdir. Hatta Avrupa Birliği normlarına uygun Uluslararası İnsan Hakları Mahkemesinin en sarsıcı toplumu sarsan beyanlar dahi olsa bile bunlar hoşgörü yaklaşımı ile değerlendirilir. Türkiye’de uzun süredir reformlarla sağlanmış kazanımlar vardır. Oysa bugün kimisi özerklikten bahsediyor, kimisi düşüncesini apaçık söylüyor. Devleti ‘Katil Devlet’ ilan edenler, Sayın Cumhurbaşkanını ‘Diktatör’ ilan edenler var. Bunlar geçmişte asla ve kat’a söylenen sözler değildi. Türkiye’nin hangi ileri noktalara geldiğini görmek ve bunun nasıl istismar edildiğini bilmek bakımından ve ayrıca Türkiye’deki demokrasi ikliminin hangi ileri düzeyde olduğunu anlamak bakımından önemli örneklerdir. Geçmişte daha mı iyiydik? Değildik. Okul birincilerinin başörtülü olduğu için sahneden apar topar ağzı kapatılarak indirildiği ya da diplomalarının verilmediği, başörtülü öğrencilerin ikna odalarına zorla götürüldüğü ya da çocuğunun isminden, okuduğu okuldan dolayı insanların sicilinin bozulduğu günlerden geldik. Eğer o konuda Türkiye geri gitti deniyorsa diyenler yanlış yerden bakıyorlar demektir.
-"GAZETECİLERİN HİÇBİRİSİ FİKRİNDEN DOLAYI TUTUKLANMADI"-
Gazetecilerin hiçbirisi fikrinden dolayı içeride tutulmuş ya da tutuklanmış değildir. Bunlarla ilgili zaman zaman da istatistiklerde yayınlandı ve suçlamalar ayrıdır. Şiddete yardım, yataklık etmek, övmek, terörle bağlantılı olmak gibi şeyler. Basın Özgürlüğü ile ilgili olayın abartılma biçimi belli çevrelere yönelik ya terörü destekleyen ya da Türkiye de paralel yapıyı açıkça destekleyenler ki, Devletin alternatifi olmaz. İktidarların, siyasi partilerin her zaman alternatifi vardır ama Devletin alternatifi Zillettir. Buna inananlar olarak devletin aleyhinde kara propaganda yapan, uygulamalarını Batı’ya oraya buraya olmadığı biçimde şikâyet edenler varsa bunlarla ilgili düzenlemeler yapılıyor. Ölçüsüz uygulamalarda olabilir ama bunlarla ilgili temel hareket noktası ifade özgürlüğünü güvence altına alan düşünceler konusunda olabildiğince ileri adımlar atıyoruz. Geçmişte Türkiye’de Komünist Partisi yasak değil miydi?Yasaktı. 141,142,163 vardı. Bunların hepsinin kaldırılması ve özellikle AK Parti iktidarında olmadı ama AK Parti iktidarında normalleşmenin sağlanması konusunda çok ciddi adımlar atıldı. DGM’lerin kaldırılması, ifade özgürlüğünün Anayasal güvence altına alınması, Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılması, Yargıda bağımsızlığın hatta daha da ötesi tarafsızlığın sağlanması çabaları bunların hepsi ifade özgürlüğü ile doğrudan ilgilidir. Avrupa’da yükselen camilere ve yabancılara yönelik kundaklama hareketleri düşmanlığın artmış olması etnik ayrımcılık, ayrışmanın körüklenmesi, düşünce özgürlüğünün ortadan kaldırılması değil mi? Bugün bütün Dünya çok ciddi anlamda insanlık krizi yaşıyor. Türkiye de ifade özgürlüğü engelleniyor ya da yargının tarafsızlığı zarar görüyor diyenler bilmelidir ki, AK Parti iktidarı 6 kez yargı reformu paketi çıkartmıştır" dedi.
-"TERÖRÜ ŞİDDETLE KINIYORUZ"-
Fransa’da yaşan terör olaylarının da değerlendirildiği canlı yayında Uslu, "Terör ve şiddet kimden, nereden gelirse, hangi misyon adına olursa olsun bunu ret edip kınamamız gerekir. Burada şöyle bir çifte standart doğru değil. Bizim terörümüz kötüdür ama sizin terörünüze karşı orantısız güç kullanıyor olmanızı eleştiriyoruz. Yaklaşımı. Yine sizin terörünüz devrimcidir. Gibi lüzumsuz laflar etmemek gerekir. Terör ve şiddet kime karşı yapılırsa nereden ve kimden olursa olsun ister bunu polis, sivil vatandaşlar, teröristler, aile içinde şiddet kullanıyor olursa olsun şiddet ve terör kötüdür. Hangi ülkede kime karşı, hangi misyon adına yapıldığının hiçbir anlamı ve önemi yok. Sivil ve demokratik siyasetten umudunu kesenler, umduğunu bulamayanlar ya da terör ve şiddetle toplumu korku tüneline hapsetmek isteyenlerin başvurduğu bir iştir. Yaşanan olay Batı’nın projesidir. 28 Eylül’de NATO Genel Sekreterinin Birleşmiş Milletler de bir konuşmasında "Türkiye'yi uyarıyorum. PKK’ya karşı yürütülen operasyonları durdurun" diyor. PKK içeride katliam yapıyor. Sivillere saldırıyor. Eşlerinin yanında polisleri ya da askerleri, sivil vatandaşlarımızı katlediyor. Hastaneleri bombalıyor. Buna karşı durması ve Türkiye'nin sınırlarını sahiplenmesi gerekirken, PKK'ya karşı yapılan operasyonları durdurun demek aslında PKK'yı cesaretlendiren bir davranıştır. Aynı şekilde ABD'nin Orta Doğuya gönderdiği bazı silahların Kandil'den çıkmış olması terörden ne denli medet umulduğunu gösteriyor.
Batılı yada İslami ülke olsun fark etmez. Her halükarda terör ve şiddete karşı çıkmak lazım. Bence Teröre karşı ortak bir eylem yapılamıyor. Terör olayları toplumları hem korku tüneline hapsediyor hem de siyaseti esir alıyor ve normalleşmeyi engelliyor. Korku içerisinde kimsenin normalleşme çabası içerisinde olması düşünülemiyor. Ülkeler Dış Politikalarında; ülkelerinin kendi çıkarlarını aşan ve teröre karşı ortak bir tavır almaları gerekiyor. Batı’da yükselen radikal İslamcı terör örgütü tanımı aslında ırkçı ve faşist örgütleri güçlendiren bir tavırdır onların söylemidir. Burada da ciddi bir söylem yanlışı vardır. Bir kısım insanları dininden, etnisitesinden dolayı hedef haline getirmek çok doğru bir yaklaşım değildir. O açıdan terör ve şiddetin radikal İslamcısı ya da Hristiyancısı olmaz. Bugün İslam coğrafyasında terörün bu denli büyütülmüş, beslenmiş olmasında Batı’nın çok ciddi bir hatası ve sorumluluğu vardır" şeklinde kaydetti.
-"AVRUPA BİRLİĞİ ÇOK CİDDİ LİDERLİK SORUNU YAŞIYOR"-
Uslu , "Fransa’da yaşanan son olay birlikte Avrupa Birliğinin sonunu hızlandıracak yeni bir süreç başlamıştır. Yaşananlar Avrupa Birliğinin çöküşü için yeni bir milattır. Avrupa Birliği krizleri yönetme başarısı gösteremedi. Ne Türkiye’de ilişkilerde gösterebildi başarıyı ne de kendi içerisinde yaşadığı krizleri çözebildi. Ortak bir ekonomi,sosyal politika, anayasa,dış politikası,savunma politikası, terör, vize, göç, hatta para politikası oluşturamadı. Bazı AB ülkeleri Euro bölgesine girmeyi ret ettiler. Avrupa Birliği çok ciddi olarak bir liderlik sorunu yaşıyor" ifadelerini kullandı.

Anahtar Kelimeler
Yorum Yaz

Yorumu Yapmak İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.
Sitemize Üye Olmak İçin Buraya TIKLAYIN Mevcut Üyeliğinizle Üye Girşi Yapmak için Buraya TIKLAYIN