ÇINAR ALTI İnsan Ömrünün Kısalığına Karşın Hayatın Sonsuzluğuna Selam Vermektir Sevgi

ÇINAR ALTI İnsan Ömrünün Kısalığına Karşın Hayatın Sonsuzluğuna Selam Vermektir Sevgi

Yeni yılı ‘aileniz’ ve sevdiklerinizle birlikte ‘huzur’ içinde geçirmenizi diliyorum. Belki klişeleşmiş bir dilek. Sıradan söylenip geçilen bir söz. Tıpkı dillendirilen ve kanıksadığımız diğer birçok şey gibi.

Kimi özel günler kimi zaman insanın yüreğini sızlatır. O an görünüşte yada gerçekten mutlusunuzdur aslında. Ama canınızdan çok sevdiğiniz bir yakınınızı babanızı kaybedeli de belki 20 yıl geçmiştir. ‘Keşke yaşasaydı, o’da bu güzel günde burada olsaydı’ dersiniz kimseye fark ettirmeden. Geçirdiğiniz her müstesna günde onun boşluğunu dolduracak bir kavramı yada olguyu bulmanız mümkün olmuyor. Çünkü istemesekte onu sonsuza değin bir daha göremeyecek ona dokunamayacaksınız. Çaresiz bir kabulleniştir bu. Onun sıcaklığı, nefesi, sesi yalnızca belleğimizde canlanan mukaddes bir hatıra olarak kalacaktır. İşte bu yüzden görüp konuştuğumuz, elini tutup ona dokunduğumuz sesini duyduğumuz bütün aile bireyleri önemli. Sevdikleriniz tanıdıklarınız bildikleriniz önemli. Yaşamı anlamlandıran ve güzel kılan değerler bunlar.

Bir bayram sabahı yada umut’la başladığınız güzel bir anın herhangi bir fotoğraf karesinde yanınızda olan yada bir daha olamayacak olan tüm sevdiklerimizin kadrini kıymetini bilmeliyiz. Her selamlaştığımızda iletişime geçip konuşup merhabalaştığımızda tıpkı son kez selamlaşıp konuşurcasına temasta olmalıyız. Hayat bu şekilde kim bilir daha da güzel olacaktır. Bu dünyadan gerçek yaşama yani ‘Hakk’a yürümüş yani dünyasını değiştirmiş olan tüm geçmişlerimize Allah rahmet eylesin. Mekanları cennet, ruhları şadı handan, devri daim olsun.

Çorum Basın Dünyasında ‘Yeni Medya’ Kavramı Ve Artık Çıkmayacak Olan Gazeteler

İlimizin İletişim ve Medya Tarihi adı çoktan unutulmuş kim bilir kaç yayın kuruluşunun ismiyle doludur. Çorum insanını haberdar etme duygusu güzel ve kutsaldır. Enformasyonun habere dönüştürülüp okuyucuya, dinleyiciye ya da seyirciye ulaştırılması istenci bu iş kolunu icra edenlerde yer etmiş bir virüs gibidir. Tıpkı tiyatro sahnesinin tozunu yutan bir sanatçı misali gazete, radyo yada televizyon işlerinden birinde sıtk ile çalışmış bir insanında içine yer eden meslek sevgisi aslında adı konulmamış bir hastalığın adıdır. Ama mesleğini sevmek tek başına yetmiyor. Yani karın doyurmuyor. Bu konuda nesnel gerçekçi bir yaklaşım en doğru yol göstericidir.

Çorumda yada başka bir yerde basın iş kolunda faaliyet gösteren bir işletme teknik alt yapı ve donanımı kadar yetişmiş insan gücünü istihdam edecek sağlam bir sermaye yapısına da sahip olmalıdır. Her kentin kaldırabileceği makul bir işletme sayısı vardır. Günlük yayın yapan gazete sayısı şuan belki de normale döndü. Darısı radyo kuruluşlarının başına. Uzak ve küçük bir ilçeye son derece modern gösterişli ve bir o kadarda büyük bir AVM kurduğunuzu düşünün. İçerisinde onlarca çalışanı ve gideri ile ekonomik bir değer üretemeyecek olan bu işletmeyi mantıklı bir yatırımcı sanırım açmaz. Çünkü oranın nüfusu yada ihtiyaç duyulan arz talep dengesi bunu kaldırmayacaktır. Çorum basın dünyası da maalesef arz ve talep dengesi açısından bir garabetin içerisindedir. İlimizde gazete okuruna abone yoluyla ulaşılabiliyor. Yani gazeteyi talep eden kişi yada işletme sayısı aşağı yukarı belli. Fakat her düşünce yapısından kendini ifade etmek isteyen her görüşten grubun yada düşünce topluluğunun sesi de mutlaka olmalıdır. Bu konuda şu an günlük olarak varlığını sürdüren gazetelerimize büyük görev düşüyor. Hedef okur kitlesinin düşünsel yapısını ifade eden yayın formatını aksatmadan kendi dışında kalan seslere de sahip çıkmalılardır. Yani kucaklayıcı ve samimi olunmalı. Ben buna inanıyorum. Günlük yayınını sürdüren kuruluşlarımız tüm kenti bütün renkleri ile sarıp sarmalayacaktır. Ve Çorum basın tarihi içinde uzun ömürlü asırlık gazeteler olacaklardır. 

Radyo sayısı içinde geçerli bu. Onca radyo yıllardır zararına çalışıyor. Ve birkaç yılda bir sürekli el ve isim değiştiriyor. Öyle ki kimisi de işin içinden çıkamayıp evinin odasından yayın yapar halde. Yani manzara ortada. Nitelikli, kamu yararı gözeten programlar üretemiyor ve kent dinleyicisine artı bir değer katamıyorlar. Nedeni belli. Arz talep dengesi orantısız. Sayı çok ve mevcut pasta yetmiyor.

İnternet asla bir gazete değildir. Radyo yada televizyonda değildir. Ama internet haberciliği günümüz iletişim teknolojilerinin getirdiği ve giderek tercih edilen bir kavramdır. Adına “Yeni Medya” yada internet medyası yada ne derseniz deyin. Hem sesli hem de görüntülü kitle iletişim aracı televizyonun yerini tutamaz. Bu durum televizyonun yaygınlaştığı ilk dönemlerde radyo ve gazete yayıncılığının artık biteceği düşüncesi içinde söyleniyordu. Oysa ne gazetelerin nede radyoların varlığı televizyonla tamamen ortadan kalktı. Kalkmaz. Çünkü radyo dinleyicisi radyoyu dinler. Ve bunun önüne kimse geçemez. Bu farklı bir mecradır. Medya kavramının ayrı bir alanıdır. Araçlarında radyo dinlemeden seyahat eden kimseyi görmedim. Yada evinde işyerinde ve bulunduğu bütün mekanda. Radyo yaşamın bir parçasıdır. Ve asla televizyonun yada gazetenin varlığından dolayı iş kolu olarak tarihe karışan bir kavram olmamıştır. Bu internet haberciliği içinde böyledir. Gazete okuru radyo dinleyicisi ve televizyon seyircisi nasıl farklı ve ele alınması gereken ayrı mecralar ise internet kullanıcılığı da ayrı bir alan olarak sektörel varlığını kanıtlayacaktır.

Tek Yıldız Gazetesinin günlük olarak yayın periyodunu değiştirmesi siz değerli okurlarımızdan ayrı kalacağı anlamında değerlendirilmemelidir. 15 günde bir de olsa elinize aldığınız bu güzel gazete sayfalarından bizleri satır satır okumaya devam edeceksiniz. Nadir ağabeyin şahsında tüm Yıldız ailesini çıktığı yeni yolunda kutluyorum. Umutla kalın.    

Uğur Çınar

Anahtar Kelimeler
Yorum Yaz