Sevgili Ziyaretçi Hoşgeldiniz.
Üye Girişi
Şifremi Unuttum




Tel : 0364 224 7676

Fax : 0364 213 1314

Email :yildizgazetesi@gmail.com

Adres :Gazi Cad. Hasan Basri Ilgaz iş Merkezi Kat 4 / Çorum





Sıra Takım O Av P
1Batman Petrolspor341663 
2Düzyurtspor312661 
3Hacettepe342457 
4Elibol Sandıklıspor341556 
5Erzurum B.Bld341456 

Detaylar için TIKLAYINIZ
Sıra Takım O Av P
1Keçiörengücü341666 
2İstanbulspor342463 
3Yeni Diyarbakırspor343361 
4Tuzlaspor341860 
5Menemen Bld.341559 

Detaylar için TIKLAYINIZ


 <<  < Eylul 2014 >   >>
PzSaCrsPrsCuCmtPa
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
» Ana Sayfa » Yazarlar » Uğur Çınar


 Gösterim : 275

ÇORUMDA TARİKİ BEKTAŞİYAN İZLERİ ( 1 )

yazı büyüklüğü

Sevgili okurlarım; Daha öncede yazdığım gibi Çorum ve çevresinde metfun bulunan evliyaların çoğunluğu Bektaşidir. Ve bunlar bölgemizin yerleşik ahalisi üzerinde olumlu derin izler bırakmış ehli keramet sahipleridir. Oğuzlar İlçesi ile özdeşleşen Karadonlu Can Baba gibi Osmancık ilçesi ile adı birlikte anılan Koyun Baba bu erenlerden yalnızca biridir. Koyun Baba’da Hacı Bektaş Veli tarafından görevlendirilerek halife sıfatı ile buraya gönderilmiştir. Yaşadığı döneme ilişkin birçok menkıbeleri vardır. Dilden dile kuşaklar boyunca anlatılan bu bilgiler hala günceldir. BU DAVET BİZİM.. Bu ulu zaatlar adına etkinlikler düzenlenmelidir. İsimlerinin yüceliği kültür ve sanat faaliyetleri ile perçinleştirilmelidir. Her yıl yapılacak olan organizasyonlarla yurt içi ve yurt dışından on binlerce yurttaş buralara gelecektir. Bu ilçeler bu vesile ile canlılık kazanacaktır. Oğuzlar ve Osmancık Kaymakamlıkları veya Belediye başkanlıkları bence bu işi önemsemeli ve bu yazıyı bir davet olarak kabul etmelidir. İnanç turizmi diye adlandırılan insan akışının yoğunluğu bu bölgelerin popülerliğine pozitif katkı sunacaktır. Bugün balkanlardan Hazar Denizine uzanan hatırı sayılır bir coğrafyada bu ulu şahsiyetlerin adı milyonlarca insanın belleğinde güncelliğini koruyan bir ciddiyetle hala yaşamaktadır. Bektaşi erenlerinin bulunduğu yerler o dönemlerde bir dergâh özelliği de taşımaktaydı. Her gün kazanların kaynadığı, yolcu, aç ve yoksulların karınlarını doyurduğu aş evi olmanın ötesinde ilim ve irfan yuvası olan bu merkezlerin bulunduğu yöreler sevgi hoşgörü ve barışında diyarı sayılırdı. Ne yazık ki mezhep ve siyaset egemenliği üzerine kurulu anlayışın estirdiği güçlü tarihsel rüzgâr bu târikin etkili olduğu bu bölgelerde bir çeşit pasifize edilmesine hatta unutulup yok sayılmasınada yol açmıştır. Bugün Türkçe konuşuyorsak ve yüzde doksan dokuzu müslüman bir coğrafyada yaşıyorsak bilinki bu şahsiyetlerin yani gönül erlerinin zorlu ve çetin koşullarda gösterdiği çabaların sonucundandır. Sözü fazla uzatmayacağım. Ve Kızıl ırmağın çağlayarak akan coşkun suları üzerine hoşgörü tuğlalarını sevgi harcı ile göz göz örmüş ve adına Koyun Baba köprüsü denilmiş olan yüce eserin sahibinden söz edeceğim. Daha doğrusu çocukluğumuzdan beri dinleye dinleye büyüdüğümüz o mukaddes bilgiyi paylaşacağım.. “..Koyun babanın asıl adı Seyit Ali’ dir. Ve peygamberimizin torunu Hazreti Hüseyin’in yedinci oğlu İmam Âli Rıza’nın 12. oğlu olduğu rivayet edilmektedir. Adı efsaneleşmiş bir evliyadır. Evliya Çelebinin Seyahatnamesinde de belirtildiği gibi Hacı Bektaşi Veli’nin Halifesidir. Mezarı Osmancık ilçesinde adıyla anılan türbededir. (*) HARAM YEMEZ KÖPEKLER.. Koyun Baba; Bursa’da çobanlık yaptığı sırada Ağa ile doğacak olan her ikiz kuzudan birini almak üzere anlaşır. Bir süre sonra kırk kuzusu olur. Bunları alarak Osmancık’a yerleşir. Her yirmi dört saatte bir koyun gibi melediğinden adı “Koyunbaba” kalır. Koyunbaba üzerine birçok rivayetler vardır. Ancak, bunlardan birkaçını yazdım, diğerlerini de sonra yazacağım Koyunbaba’nın üç köpeği vardır. Köpeklerine “Kara Kadı, Sarı Kadı ve Ala Kadı” adını vermiştir. Bağdat Kadısı Osmancık’tan geçerken bunu duyar ve padişaha şikâyet eder. Padişah, Koyun baba’yı çağırır, köpeklerine neden böyle adlar koyduğunu sorar. Koyunbaba da; “Kadılar haram helal bilmezler, fakat benim köpeklerim haramı ve helali bilirler, onun için böyle isimler koydum.” der. Padişah denemeye karar verir. Koyunbaba yirmisi helal, yirmisi haram olmak üzere kırk kap (çanak) yemek getirilmesini ister. İstenenler getirilince köpekleri isimleri ile çağırır, yemekleri köpeklerin önlerine koyar. Köpekler helal yemekleri yer, haram olanlara dokunmazlar. Padişah bu işe çok şaşırır. Bu durum karşısında Koyunbaba’yı mükâfatlandırmak ister ve bir dileği olup olmadığını sorar. Koyunbaba, “Hazineden bir şey istemem, Sarıalan ile Saltukalan’ı köpeklerime yallık verirseniz yeter” cevabını verir. Dileği yerine getirilir. (Bu gün bu yerlerden Saltukalan, Tekmen Köyü hudutları içerisinde kalmaktadır, aynı isimle anılır. Sarıalan da Tekmen köyü hudutları içerisinde iken, sonradan bu köyden ayrılarak Sarıalan Köyü olarak anılmaktadır.) KÖPRÜNÜN KİTABESİNDE BÖYLE YAZIYOR ! “DOĞRU YOLUN KLAVUZU MUHAMMED VE EHLİ BEYTİNE SALÂT OLSUN..” Bir diğer rivayet de şöyledir; “.. Fatih Sultan Mehmet, Otlukbeli’ne giderken, Osmancık'ın yol güzergâhında olması ve namını duymasıyla, Osmancık'ta Koyunbaba’ya uğrar hayırlı duasını alır. Savaşta Uzun Hasan’ı yener. Dönüşte vezirini göndererek Koyunbaba’nın bir dileği olup olmadığını sordurur. Koyunbaba:"Eğer bir hayır yapmak istiyorsa, Kızılırmak üstüne köprü gerekir, onu yaptırsın, bir de kışlak ve yaylak yerlerimizi, koyunlarımızı vergiden bağışlasın ki, misafirlerimizi daha iyi ağırlayabilelim.” der. İstekleri yerine getirilir. Ancak köprü yapılmadan Fatih vefat eder. Babasının ölüm haberini alan II. Beyazıt Amasya’dan yola çıkar. Osmancık’a geldiğinde Kızılırmak kıyısında sürüsünü otlatan Koyunbaba’yı görür. Koyunbaba olduğunu bilmez. Kendisini karşıya geçirmesini ister. Koyunbaba: “Olur ama bu ırmağa bir köprü yaptırırsan” der. Şehzade (II. Beyazıt) köprü yaptıracağına dair söz verir. Koyunbaba şehzadeye gözlerini kapamasını ve söylemeden açmamasını söyler. Şehzade denileni yapar. Gözlerini açtığında İstanbul'dadır. II. Beyazıt tahta geçip padişah olduktan bir süre sonra rüyasında, Koyunbaba’yı görür. Koyunbaba, padişahtan köprüyü yaptırmasını istemektedir. Ertesi gece yine aynı rüyayı görür. Bunun üzerine gerekli araç-gereç ve ustalar Osmancık’a gönderilir ve köprünün yapımına başlanır. Koyunbaba’nın da geyiklerle köprüye taş taşıdığı söylenir. Köprünün yapımı sırasında dervişlerden biri Koyunbaba’ya ölünce nereye gömülmek istediğini sorar. O da “Bu taşın düştüğü yere” diyerek ağır bir taşı fırlatır. Öldüğünde II. Beyazıt onu taşın düştüğü yere gömdürür ve buraya bir türbe yaptırır. Bu türbe bu gün mevcut olup, ziyaretçiler tarafından ziyaret edilmektedir. Vakıflar tarafından restore edilmiştir. Sonradan usulüne uygun olarak aşevi ve dergâh binaları eklenmiştir. Koyun Baba Köprüsü kaleye yakın yerinde ayağın karşısında kitabesi bulunmaktadır. Köprü 250 m. uzunluğunda, 7.50 m. genişliğindedir. Yöresel sarı renkte dikdörtgen blok taşlardan yapılmıştır. Sivriye yakın yuvarlak kemerli 19 gözden meydana gelmiştir. Ancak bunlardan 15’i görülebilmektedir. En yüksek gözün yüksekliği de 25 m.dir. Köprünün yapımına l484’de başlanmış ve l489’da tamamlanmıştır. Köprünün karşısındaki kalede duvarına bitişik, Arapça köprü kitabesi bulunmaktadır. Ve kitabede şu bilgiler bulunmaktadır. ..”Yardımından dolayı Allah’a Hamd ve doğru yolun kılavuzu Muhammed ve onun yüce ehli beytine ve halkı doğru yola yönelten ashabına salat olsun. Dünya, ibret sahiplerinin nazarında hayır ve geçit köprüsüdür. Yaratıklar için sürekli hayat ve sevinç imkansızdır. Ne mutlu o başlangıç ve sonu düşünen kimseye ki, ahiret yolcuğuna devir için sevap edine. Sürüp giden sadaka ise, ne güzel sevaptır. Sadır ola bu yüce emir, bütün ülkelerde sürekli geçerli olsun. Ulu, adaletli, bilgin sultan ve yiğit, yüce hakan, milletlerin yönetimini elinde tutan, Arap ve Acem sultanlarının sultanı, gazi ve mücahitlerin efendisi, kafir ve müşrikleri kahreden, krallar sultanı ve denizler hakanı, ihsan ve kudret sahibi Allah’ın desteklediği “Sultan Ebül-Fetih Beyazıt bin Mehmet Han” Allah onun saltanatını gece ve gündüzler birbirini izledikçe sürdürsün. Kıyamet gününde sevaba ermek, üzerinden geçenlere ibret olmak, umum tarafından faydalanılmak amacıyla sürekli bir hayır olan bu değerli köprünün sağlam olarak yapılmasını emreyledi. Bu hayırlı eserin tesisi, 889 senesinin Şaban ayında başlandı ve 894 senesinde tamam oldu”. (**) YÜZ YİRMİ YAŞINDAKİ KADIN İKİZ DOĞURUYOR.. Koyun Baba ile ilgili yörede yaygın bir söylenti daha vardır. Koyun Baba bir gün Kargıya gitmiş, oradaki bir çeşmenin yanında otururken yaşlı bir kadın elindeki su güğümü ile gelerek su doldurmaya başlamıştır. Bunu gören Koyun Baba senin oğlun yok mu? Suyu neden sen taşıyorsun diye sormuştur. Kadın, vardı ama öldü diye soruyu yanıtlamıştır. Bunun üzerine Koyun Baba iki çocuğun olursa birini bana verirmişsin diye sormuştur. Bunun üzerine kadın ben yüz yirmi yaşındayım yanıtını vermiştir. Koyun Baba’da “Allah her şeye kâdirdir.” dedikten sonra ve kadına bir elma uzatmıştır. Bu elmayı kocanız ile beraber yiyin iki çocuğunuz olacaktır demiştir. Ama bu çocuklardan biri benim olacak diye sözlerine eklemiştir. Kadın elmayı almış evinde kocası ile beraber yedikten bir süre sonra hamile kalmış ve iki oğlan çocuk doğurmuştur. Bundan sonra hemen Koyun Baba’ya gitmişler; Koyun Baba’da çocuklardan birine Ahmet diğerine de Mehmet ismini takmış ve Ahmet’i alarak kendisine kardeş edinmiştir. Bu çocuğa Koyun Baba’nın kardeşi olduğu için Ahi Baba denilmiştir… Umutlakalın.. * Koyunbaba Rivayetleri ** Kenthaber Kültür Kurulu

Eklenme Tarihi : 06.11.2013



Arkadaşına Gönder


Yorumlar

Puanlama

Puanlama : 0.0/8 ( Oylama Yapılmıştır )